26 Mart 2012 Pazartesi

BURSA'dan

Yine,  İstanbul'dan uzaklaşmak isteğiyle  bir gün Feribota atladık düştük yola. Yalova'yı geçtikten sonra kesinlikle her defasında karnımızı doyurmak için saatlerce aç kalmayı göze aldığımız ORHANGAZİ'deki 'Köfteci Yusuf' ta muhteşem köfteleri yiyip,üstüne de enfes kaymaklı ekmek kadayıfını da mideye indirip, Bursa'ya geçtik. Ertesi günde tabii ve muhakkak İskender yemeden başka bir yere geçmek olamazdı. Sizi bilmem ama benim tercihim eski, salaş ULUDAĞ KEBAPÇISI..kapısında hep kuyruk olan..
İstanbu’a en yakın,lakabı ‘yeşil’ olarak anılan, en güzel şehirlerden biri olan Bursa,İstanbul’un fethine kadar Osmanlı impartorlugunun siyasi ve kültürel başkenti olmuş.
Osmanlı döneminde yapılan, bir çok cami, külliye, türbe, han hala ziyaret edilmekte.Ayrıca Osman bey’den Fatih Sultan Mehmet’e kadar olan Osmanlı padişahlarının türbeleri de burada bulunuyor.
Günümüzde  Uludağ kayak merkezi olarak muhakkak bir defa ziyaret ettiğimiz, en çok ta ‘İskender Kebap’ ı ile meşhur olan, kaplıcaları ile de ünlü bu güzel şehre yaptığım ziyaretten bir kaç fotograf paylaşmak istedim.
Uludağ yolunda yaklaşık bi 10-15 km ilerlerken mutlaka tabelasını göreceğiniz tarihi çınarı görünce hayrete düştüm. 600 yaşında oldugu söylenen bu çınar öyle büyük gövdeli ve öyle heybetli ki, bu dev çınarı ancak 20 kişi kolkola girerse etrafını sarabiliyormuş


Bursa’da çok hoşuma giden bir ev vardı..Çekirge caddesindeki mezarlarının tam karşısında yapılmış olan, Karagöz ve Hacivat müzesi..
Çoktan kaybolmaya yüz tutmuş bu güzel gölge oyunun ustaları artık o kadar az sayıda ki. Bu yüzden Bursa belediyesi tarafından müzeye dönüştürülen bu evde açılan kurslarda, yeni  karagöz ustaları yetiştiriliyormuş.





Bursa'da yeşil Türbeyi de ziyaret etmeden gitmek olmazdı. Yeşil Türbe Yıldırım Bayezid'in oğlu Çelebi Sultan Mehmet tarafından 1421 yılında yaptırılmış.Türbe şehrin doğusunda, Yeşil semtinde, Yeşil Camii'nin karşısındaki tepede bulunuyor. Mimar Hacı İvaz paşa tarafından yapılmış. 


Bursa'dan Trilye'ye geçmek istedik.Diğer adı Zeytinbağı. Çok şirin bir sahil kasabası.
Yol biraz virajlı ama manzara harika,  her yer zeytin ağaçalarıyla kaplı ve aşağıda masmavi bir deniz.
Trilye’de aracımızı limana parkedip etrafı dolaşmaya başladık.Limanda küçük dükkanlar kurulmuş ve hanımlar burada zeytin ve zeytinyağı gibi yerel ürünler satıyorlar.

Dar sokakları, sahildeki balık restoranları,mis  kokularıyla bizi büyüledi.Küçük barakalarda ürünlerini satan Trilyeli kadınlardan alışveriş yapmak çok ama çook zevkliydi.
Fotografını gördüğünüz kiliseden camiye çevrilmiş olan “Fatih Cami ” .Yapı orjinalinde bir Bizans Kilisesidir. 720-730 yılları arasında inşaa edilmiş Kenolakkos Manastırı’na aittir. Camiideki kitabelerden kilisenin Hacı Hasan tarafından 968 (Hicri) 1560-1561 (miladi) yılında Tirilye’nin Türkler tarafından fethi ile birlikte Fatih Camii adı ile ibadete açıldığı anlaşılmıştır.




Trilye’nin bir başka ilginç yapısı (yukarıda merdivenleri ve ön cephesi görünen) 1909 yılında yapılmış ve yakın zamana kadar eğitime hizmet vermiş okul.
Okulun öğrencileri arasında , Başpiskopos Makarios ta varmış.

eski ve yeniyi yanyana bırakıp,'kalanlar için bir dahaki sefere'..diyerek ayrıldık bu güzel yerden.

4 yorum:

ModaLiza dedi ki...

Bursa da yaşayan biri olarak çok sevindim bu güzel fotoğrafları görünce. tekrar bekleriz...;)

woman&human dedi ki...

Çok teşekkür ederim modaliza:)) ilginizi çekmesine çok sevindim.Öyle çok şey var ki yazacak, öyle çok fotoğraf var ki aslında koyulacak. ne yazık ki hem insanları sıkmak istemiyorum detaya girip, hem de az-öz olsun istiyorum.
Sırada Cumalıkızık var.
sevgiler

PAPİŞ STYLE dedi ki...

Off yaa canım o kaymaklı ekmek kadayıfından fecii çektii:)

woman&human dedi ki...

gelirken getiririm diycem ama sıcaklarda gelirsem dayanmaz yolda bozulur:)))

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...